:Tüm Dini Konular~~Sualleriniz için:mehmetali.demirbas@dinimizislam.com:: :

<
   
 
  Peygamber Efendimiz

Peygamber efendimizin faziletleri
Sual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz?
CEVAP
Mevahib-i ledünniyye
ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:

Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.

Âmine validemiz ona hamile olunca, bütün putlar yüzüstü devrildi. Bütün şeytanlar ve sihir yapan büyücüler âciz kalıp, işlerini yapamaz oldular. Doğunca da bütün putlar yıkıldı. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı yıkıldı. Mecusilerin bin yıldan beri yanan ateşi söndü. Save gölünün suyu kurudu.

Safiye Hatun anlatır:
Doğduğu gece 6 alamet gördüm:
1- Doğar doğmaz secde etti.
2- Başını kaldırıp “La ilahe illallah inni Resulullah” dedi.
3- Her taraf aydınlandı.
4- Yıkayacaktım, biz Onu yıkadık diye bir ses işittim.
5- Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş gördüm.
6- Sırtında nübüvvet mührü vardı. İki küreği ortasında “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” yazılı idi.

Çocuk iken, başı hizasında bir bulut gölge yapardı.

Ona salevat okumak âyet-i kerime ile bildirildi. Kelime-i şehadette, ezanda, ikamette, namazdaki teşehhüdde, birçok dualarda ve Cennette Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur.
Allahü teâlâ, Onu kendisine habib [sevgili] yaptı, herkesten daha çok sevdi.

Kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona, her ilmi, her üstünlüğü verdi. Her yerde her zaman mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi.

Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, ya Musa, ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Ona (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor.

Namazda otururken, (Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi) okuyarak, Ona selam vermek emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere böyle söylemek caiz olmadı.

Her peygamber kendi milletine, o ise her millete gönderilmiştir.

Her peygamber, iftiralara kendisi cevap verdi, fakat ona yapılan iftiralara Allahü teâlâ cevap verdi.

İsmi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak haram idi.

Hz. Cebrail 24 bin kere geldi. Başka Peygamberlere çok az geldi.

Mübarek hanımları müminlerin anneleri idi ve onlarla evlenmek başkalarına haram edildi.

Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.

Mübarek teri, gül gibi güzel kokardı.

Uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.

Güneş ve Ay ışığında gölgesi yere düşmezdi.

Üstüne sinek ve başka hiçbir böcek konmazdı.

Çamaşırları, ne kadar çok giyse de hiç kirlenmezdi.

Taş üstüne basınca, izi kalır, kum üstünde iz bırakmazdı.

Sözü çok vecizdi. Az kelime ile çok şey anlatırdı.

Eshabının hepsi, peygamberler hariç, bütün insanlardan üstündür.

Onun ümmeti de bütün ümmetlerin en üstünüdür.

Onun mübarek ismini taşıyan mümin Cennete girer.

Onu ve ehl-i beytini sevmek farzdır.

Hz. Azrail, içeri girmek için izin istedi. Başka hiç kimseden izin istemedi.

Kabrinin toprağı, her yerden ve Kâbe’den daha kıymetlidir.
 

BÜYÜK SÖZLER
 

-Şer bir sel gibi çabuk yayılır.
-Herkesten duâ almaya bakın!
-En zor iş din kitabı yazmaktır.
-Şehit ölmek için duâ etmelidir.
-En hayırlı iş dinimize hizmettir.
-Öfkelenme, halîm ol, çok çalış!
-Edep, kendini kusurlu bilmektir.
-Çok ibâdet yapsan da tevbe et!
-Her gününü sen "son gün"ün bil!
-İyilik edersen, hep iyilik görürsün.
-Güler yüz ve tatlı dil asrın silâhıdır.
-İnsan duâ alarak Allaha yakın olur.
-Müminin yüzüne bakmak ibâdettir.
-Her iyiliğe engel, insanın kendisidir.
-Güler yüzlü olmak, imân alâmetidir.
-Ahirette her işinden suâl edilecektir.
-Gaye bir insanı ateşten kurtarmaktır.
Namaz Vaktleri
 

 
Bir Menkıbe;
 
Gül, ovada yetişir



"Ahmet Mekki Efendi", gönül ehli bir zâttı.

İşi, hep insanlara öğüt ve nasîhattı.



Babasından aldığı feyiz ve ilhâm ile,

Evliyâlık yolunda, gelmiş idi tam kemâle.



Lâkin O, gizlerdi hep kendisini ağyârdan.

"Halk" içinde "Hak" ile bulunurdu her zaman.



O, gittiği yerlere veriyordu bir huzûr.

Onu gören kimseyi, kaplardı neş'e, sürûr.



Yanına, dertli biri girseydi üzülerek,

Çıkardı biraz sonra, neş’e ile, gülerek.



Cömertti, cüzdanında olan bütün parayı

Verip, sevindirirdi fakir ve fukarayı.



Talebe okutmakla geçerdi çoğu vakti.

Çalışırdı gece gün, yoktu istirâhati.



Derdi ki: (Ey insanlar, merhametli olunuz.

Mü'minlerin kalbini neş'eyle doldurunuz.



"Hizmet için" de olsa, kalp kırmayın hayatta.

Kimseyi incitmeyin, kâfir de olsa hattâ.



Çünkü o da Allah'ın bir kuludur nihâyet.

Onlara da acıyıp, etmeliyiz merhamet.)



Derdi ki: (Çok sakının, hem kibir ve gururdan.

Zîrâ iblîs, "Kibir"le kovulmuştu huzûrdan.



İblîs ki, yüz bin sene yapmış idi ibâdet.

Meleklerin hocası olmuştu en nihâyet.



Ona bırakılmıştı idâresi göklerin.

Ona gıbta ederdi cümlesi meleklerin.



Lâkin kibirlenince, kaybetti bu nîmeti.

Allah'ın huzûrundan, tard olundu ebedî.



Çünkü o, (Ben Âdem'den, hayırlıyım) diyerek,

Ona secde etmedi, bir an kibirlenerek.



Hâlbuki "Tevâzû"ya bürünürse kul eğer,

Hak teâlâ indinde, bulur kıymet ve değer.



Bu gün iki müslümân, düşse bir ihtilâfa,

Her biri, (Ben haklıyım) diyor öbür tarafa.



Hâlbuki haklı olsa, ne geçecek eline?

Belki de az bir zaman kalmıştır eceline.



Yakında, ikisi de ölecek en nihâyet.

Kimin haklı olduğu, çıkacak yârın elbet.



Bu hâl, şu koyunların hâline benzer aynen.

İtişip kakışırlar, mezbahaya giderken.



Hâlbuki biraz sonra hepsi boğazlanırlar.

Onlar, bundan habersiz, kavga edip dururlar.



Rahmetin gelmesine vesîledir "Tevâzû".

Zîrâ yüksek dağlardan, aşağıya akar su.



İnsan da, kendisini “aşağı” görür ise,

Rahmeti ilâhîden, alır büyük bir hisse.



"Gül", ovada yetişir, "Su", aşağı akar hep.

Mü'minin zînetidir, tevâzû, hayâ, edeb.)



Ya Rabbi, affet bizi bu zatın hürmetine,

Kavuştur bizi O zatın, halis muhabbetine
 
google89469c580336b282.html
 
Bugün 3 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!
target="_blank"> Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol